إِنَّهُ بَخِيلٌ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ لَا يُعْطِي أَحَدًا حَتَّى قِرْشًا وَاحِدًا.
O kadar hasis ki, kimseye bir kuruş bile vermez.
إِنَّهُ بَخِيلٌ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ لَا يُعْطِي أَحَدًا حَتَّى قِرْشًا وَاحِدًا.
O kadar hasis ki, kimseye bir kuruş bile vermez.
الشَّخْصُ الشَّحِيحُ يَحْسُدُ سَعَادَةَ الْآخَرِينَ.
Hasis bir insan, başkalarının mutluluğunu kıskanır.
بِسَبَبِ سُلُوكِيَّاتِهِ اللَّئِيمَةِ، اِبْتَعَدَ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِ عَنْهُ.
Hasis davranışları yüzünden çevresindeki insanlar ondan uzaklaştı.