كَانَتِ الْغُرْفَةُ خَانِقَةً جِدًّا، لِذَلِكَ فَتَحْتُ النَّافِذَةَ.
Oda çok havasızdı, bu yüzden pencereyi açtım.
كَانَتِ الْغُرْفَةُ خَانِقَةً جِدًّا، لِذَلِكَ فَتَحْتُ النَّافِذَةَ.
Oda çok havasızdı, bu yüzden pencereyi açtım.
الْبَقَاءُ فِي هَذَا الْمَخْزَنِ غَيْرِ الْمُهَوَّى لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ ضَارٌّ بِالصِّحَّةِ.
Bu havasız depoda uzun süre kalmak sağlığa zararlıdır.
الْعَمَلُ فِي بِيئَةٍ رَدِيئَةِ التَّهْوِيَةِ يُمْكِنُ أَنْ يُقَلِّلَ مِنَ الْإِنْتَاجِيَّةِ.
Havasız bir ortamda çalışmak verimliliği düşürebilir.