كَانَتِ الْأَوْهَامُ الَّتِي تَظْهَرُ فِي ذِهْنِي تُبْعِدُنِي عَنِ الْوَاقِعِ.
Zihnimde canlanan hayalat, beni gerçeklikten uzaklaştırıyordu.
كَانَتِ الْأَوْهَامُ الَّتِي تَظْهَرُ فِي ذِهْنِي تُبْعِدُنِي عَنِ الْوَاقِعِ.
Zihnimde canlanan hayalat, beni gerçeklikten uzaklaştırıyordu.
لَا تَزَالُ خَيَالَاتُ طُفُولَتِي تُؤَثِّرُ فِيَّ حَتَّى الْآنَ.
Çocukluğumun hayalatı, beni hala etkilemeye devam ediyor.
الْأَحْلَامُ الَّتِي رَآهَا فِي نَوْمِهِ أَخَافَتْهُ كَثِيرًا.
Uykusunda gördüğü hayalat, onu çok korkutmuştu.