كَانَ يَعِيشُ فِي عَالَمٍ خَيَالِيٍّ وَيَهْرُبُ مِنَ الْحَقَائِقِ.
O, hayalli bir dünyada yaşıyor ve gerçeklerden kaçıyordu.
كَانَ يَعِيشُ فِي عَالَمٍ خَيَالِيٍّ وَيَهْرُبُ مِنَ الْحَقَائِقِ.
O, hayalli bir dünyada yaşıyor ve gerçeklerden kaçıyordu.
يُطَوِّرُ الْأَطْفَالُ إِبْدَاعَهُمْ مِنْ خِلَالِ لَعِبِ الْأَلْعَابِ الْمُتَخَيَّلَةِ.
Çocuklar, hayalli oyunlar oynayarak yaratıcılıklarını geliştirirler.