كَانَ شَابًّا حَالِمًا وَأَرَادَ تَغْيِيرَ الْعَالَمِ.
O, hayalperest bir gençti ve dünyayı değiştirmek istiyordu.
كَانَ شَابًّا حَالِمًا وَأَرَادَ تَغْيِيرَ الْعَالَمِ.
O, hayalperest bir gençti ve dünyayı değiştirmek istiyordu.
كَانَتِ الْفَتَاةُ حَالِمَةً تَنْظُرُ إِلَى النُّجُومِ وَتَتَمَنَّى أَنْ تُسَافِرَ إِلَيْهَا
Kız hayalperestti, yıldızlara bakıyor ve onlara seyahat etmeyi diliyordu.
وَاهِم، مُتَوَهِّم