hayrete (veya hayretlere) düşmek

دُهِشْتُ مِنْ نَجَاحِهِ الْكَبِيرِ، لَقَدْ عَمِلَ بِجِدٍّ حَقًّا.

Onun bu kadar başarılı olmasına hayrete düştüm, gerçekten çok çalışmış.

تَعَجَّبْتُ مِنْ شِفَائِهِ السَّرِيعِ، حَتَّى الْأَطِبَّاءُ دُهِشُوا.

Bu kadar hızlı iyileştiğine hayretlere düştüm, doktorlar bile şaşırdı.

اِنْدَهَشْنَا مِنْ تَصَرُّفِ اللِّصِّ بِهَذِهِ الرَّاحَةِ، وَكَأَنَّ شَيْئًا لَمْ يَكُنْ.

Hırsızın bu kadar rahat davranmasına hayretlere düştük, sanki hiçbir şey olmamış gibiydi.

İlişkili Kelimeler