haz

مُتْعَة — مُتَع

تَنَاوُلُ الشُّوكُولَاتَةِ يَمْنَحُنِي مُتْعَةً كَبِيرَةً.

Çikolata yemek bana büyük bir haz veriyor.

تُثِيرُ حَرَارَةُ الشَّمْسِ لَذَّةً لَطِيفَةً عَلَى بَشَرَتِي.

Güneşin sıcaklığı cildimde hoş bir haz uyandırıyor.

الِاسْتِمَاعُ إِلَى الْمُوسِيقَى يَمْنَحُ رُوحِي بَهْجَةً.

Müzik dinlemek ruhuma haz veriyor.

İlişkili Kelimeler