جَعَلَتْ أُمِّي أَخِي يُحَضِّرُ الشَّايَ لِلضُّيُوفِ.
Annem kardeşime misafirler için çay hazırlattı.
جَعَلَتْ أُمِّي أَخِي يُحَضِّرُ الشَّايَ لِلضُّيُوفِ.
Annem kardeşime misafirler için çay hazırlattı.
كَلَّفَ الْمُدِيرُ سِكْرِتِيرَتَهُ بِتَحْضِيرِ التَّقْرِيرِ.
Patron, raporu sekreterine hazırlattı.
طَلَبَ الْمُعَلِّمُ مِنَ الطُّلَّابِ تَحْضِيرَ وَاجِبَاتِهِمْ.
Öğretmen, öğrencilere ödevlerini hazırlattı.