hazırlatmak

جَعَلَتْ أُمِّي أَخِي يُحَضِّرُ الشَّايَ لِلضُّيُوفِ.

Annem kardeşime misafirler için çay hazırlattı.

طَلَبَ الْمُعَلِّمُ مِنَ الطُّلَّابِ تَحْضِيرَ وَاجِبَاتِهِمْ.

Öğretmen, öğrencilere ödevlerini hazırlattı.

İlişkili Kelimeler