helal etmek

أَبَاحَتْ لِي أُمِّي الْأَطْعِمَةَ الَّتِي أَكَلْتُهَا، شَعَرْتُ بِالرَّاحَةِ.

Annem, yediğim yemekleri helal etti, içim rahatladı.

عَفَوْتُ عَنِ الْأَذَى الَّذِي أَلْحَقَهُ بِي، لَا أُرِيدُ أَنْ أَحْمِلَ ضَغِينَةً بَعْدَ الْآنَ.

Bana yaptığı kötülüğü helal ettim, artık kin tutmak istemiyorum.

İlişkili Kelimeler