hendek

خَنْدَق — خَنَادِق

حَفَرُوا خَنْدَقاً عَمِيقاً حَوْلَ الْقَلْعَةِ لِحِمَايَتِهَا.

Kaleyi korumak için etrafına derin bir hendek kazdılar.

أُخْدُود — أَخَادِيد

حَفَرَ الْعُمَّالُ أُخْدُودًا طَوِيلًا بِجَانِبِ الطَّرِيقِ.

İşçiler yolun yanına uzun bir hendek kazdı.

مَشَيْنَا فِي وَادٍ ضَيِّقٍ بَيْنَ الْجَبَلَيْنِ.

İki dağ arasındaki dar hendekte yürüdük.

Ayrıca: سَاقِيَة، حَاجِزٌ مَائِيٌّ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler