كَانَ شَخْصًا شَامِلًا يَتَدَخَّلُ فِي كُلِّ شَيْءٍ، لِذَلِكَ لَمْ يُحِبَّهُ أَحَدٌ.
O, her şeye burnunu sokan, her şeyci bir tipti; bu yüzden kimse onu sevmezdi.
كَانَ شَخْصًا شَامِلًا يَتَدَخَّلُ فِي كُلِّ شَيْءٍ، لِذَلِكَ لَمْ يُحِبَّهُ أَحَدٌ.
O, her şeye burnunu sokan, her şeyci bir tipti; bu yüzden kimse onu sevmezdi.
كَانَ أَبِي مُتَخَصِّصًا فِي كُلِّ شَيْءٍ، وَكَانَ يَقُومُ بِجَمِيعِ أَعْمَالِ الْإِصْلَاحِ فِي الْمَنْزِلِ بِنَفْسِهِ.
Babam her şeyci bir ustaydı, evdeki tüm tamirat işlerini kendisi yapardı.