سَحَبَ الْبَحَّارَةُ الْحَبْلَ بِصَوْتٍ وَاحِدٍ قَائِلِينَ: هَيَّا شُدُّوا.
Gemiciler hep bir ağızdan heyamola diyerek halatı çektiler.
سَحَبَ الْبَحَّارَةُ الْحَبْلَ بِصَوْتٍ وَاحِدٍ قَائِلِينَ: هَيَّا شُدُّوا.
Gemiciler hep bir ağızdan heyamola diyerek halatı çektiler.
حَاوَلَ الْعُمَّالُ رَفْعَ الْحُمُولَةِ الثَّقِيلَةِ قَائِلِينَ: هَيَّا نَجْذِبْ.
İşçiler, heyamola diyerek ağır yükü kaldırmaya çalıştılar.
سَحَبْنَا الْقَارِبَ إِلَى الشَّاطِئِ قَائِلِينَ جَمِيعًا: هَيَّا بِقُوَّةٍ.
Hep birlikte heyamola diyerek sandalı kıyıya çektik.