ذَهَبَ الْقَرَوِيُّونَ إِلَى السُّوقِ وَاضِعِينَ أَغْرَاضَهُمْ فِي خُرْجٍ.
Köylüler eşyalarını heybelerine koyarak pazara gittiler.
ذَهَبَ الْقَرَوِيُّونَ إِلَى السُّوقِ وَاضِعِينَ أَغْرَاضَهُمْ فِي خُرْجٍ.
Köylüler eşyalarını heybelerine koyarak pazara gittiler.
أَلْقَى جَوَّالَهُ عَلَى كَتِفِهِ وَانْطَلَقَ فِي الطَّرِيقِ.
Heybesini omzuna attı ve yola koyuldu.
مِخْلَاة