هُوَ خِلْقَةً هَادِئٌ وَلَا يَغْضَبُ بِسُرْعَةٍ.
O hilkaten sakindir ve çabuk kızmaz.
هُوَ خِلْقَةً هَادِئٌ وَلَا يَغْضَبُ بِسُرْعَةٍ.
O hilkaten sakindir ve çabuk kızmaz.
بَعْضُ النَّاسِ أَكْثَرُ صَبْرًا بِطَبِيعَتِهِ.
Bazı insanlar hilkaten daha sabırlıdır.
هَذِهِ الْمَوْهِبَةُ مُنِحَتْ لَهُ فِطْرِيًّا.
Bu yetenek ona hilkaten verilmiş.