فَعَلَ كُلَّ مَا فِي وُسْعِهِ لِيَضَعَ صَدِيقَهُ الْمُحْتَاجَ تَحْتَ حِمَايَتِهِ.
Zor durumda olan arkadaşını himayesine almak için elinden geleni yaptı.
فَعَلَ كُلَّ مَا فِي وُسْعِهِ لِيَضَعَ صَدِيقَهُ الْمُحْتَاجَ تَحْتَ حِمَايَتِهِ.
Zor durumda olan arkadaşını himayesine almak için elinden geleni yaptı.
تَطَوَّعَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ لِيَتَكَفَّلَ بِالطِّفْلِ الْيَتِيمِ وَيَضَعَهُ تَحْتَ حِمَايَتِهِ.
Yaşlı adam, yetim çocuğu himayesine almak için gönüllü oldu.