إِحْسَاس — أَحَاسِيس
عِنْدَمَا رَأَيْتُ أُمِّي بَعْدَ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةٍ، شَعَرْتُ بِإِحْسَاسٍ جَمِيلٍ فِي قَلْبِي.
Annemi uzun yıllar sonra görünce kalbimde güzel bir his duydum.
عِنْدَمَا رَأَيْتُ أُمِّي بَعْدَ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةٍ، شَعَرْتُ بِإِحْسَاسٍ جَمِيلٍ فِي قَلْبِي.
Annemi uzun yıllar sonra görünce kalbimde güzel bir his duydum.
لَدِيَّ حِسٌّ قَوِيٌّ بِأَنَّ شَيْئاً جَيِّداً سَيَحْدُثُ قَرِيباً، أَنَا مُتَفَائِلٌ جِدّاً.
Yakında iyi bir şey olacağına dair güçlü bir hissim var, çok iyimserim.
لَدَيْهِ حَاسَّةٌ قَوِيَّةٌ تُجَاهَ الْخَطَرِ.
Tehlikeye karşı güçlü bir hissi var.
Ayrıca: عَاطِفَة، شُعُور، حَدْس