hitap etmek

خَاطَبَ رَئِيسُ الْوُزَرَاءِ الشَّعْبَ عَبْرَ التِّلْفِزْيُونِ.

Başbakan, halka televizyondan hitap etti.

تَحَدَّثَ الْمُتَحَدِّثُ إِلَى الْمُسْتَمِعِينَ بِطَرِيقَةٍ جَذَّابَةٍ.

Konuşmacı, dinleyicilere ilgi çekici bir şekilde hitap etti.

İlişkili Kelimeler