خَاطَبَ رَئِيسُ الْوُزَرَاءِ الشَّعْبَ عَبْرَ التِّلْفِزْيُونِ.
Başbakan, halka televizyondan hitap etti.
خَاطَبَ رَئِيسُ الْوُزَرَاءِ الشَّعْبَ عَبْرَ التِّلْفِزْيُونِ.
Başbakan, halka televizyondan hitap etti.
تَوَجَّهَ المُعَلِّمُ إِلَى الطُّلَّابِ بِكَلَامٍ لَطِيفٍ.
Öğretmen, öğrencilere nazik bir şekilde hitap etti.
تَحَدَّثَ الْمُتَحَدِّثُ إِلَى الْمُسْتَمِعِينَ بِطَرِيقَةٍ جَذَّابَةٍ.
Konuşmacı, dinleyicilere ilgi çekici bir şekilde hitap etti.