hizipleşmek

أَصْبَحَ التَّشَكُّلُ إِلَى فَصَائِلَ دَاخِلَ الشَّرِكَةِ أَمْرًا لَا مَفَرَّ مِنْهُ بِسَبَبِ الْخِلَافَاتِ بَيْنَ الْمُوَظَّفِينَ، لِأَنَّ الْجَمِيعَ كَانُوا يَدْعَمُونَ جَانِبًا مُخْتَلِفًا.

Çalışanlar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle şirket içinde hizipleşmek kaçınılmaz hale geldi, çünkü herkes farklı bir tarafı destekliyordu.

بَدَأَ أَعْضَاءُ الْحِزْبِ فِي التَّكَتُّلِ لِأَنَّ لَدَيْهِمْ آرَاءً مُخْتَلِفَةً، لِأَنَّ هَذَا الْوَضْعَ كَانَ مُقْلِقًا لِمُسْتَقْبَلِ الْحِزْبِ.

Parti üyeleri farklı görüşlere sahip oldukları için hizipleşmeye başladılar, çünkü bu durum partinin geleceği için endişe vericiydi.

İlişkili Kelimeler