hoşnutsuzluk getirmek

Anlamlar

جَلَبَ — يَجْلِبُ · جَلْب

هذا القرار جلب استياء كبيرا للموظفين.

Bu karar, çalışanlara büyük bir hoşnutsuzluk getirdi.

أَثَارَ — يُثِيرُ · إِثَارَة

أثارت الضريبة الجديدة سخط الشعب.

Yeni vergi, halka hoşnutsuzluk getirdi.

أَغْضَبَ — يُغْضِبُ · إِغْضَاب

هذا السلوك أغضب ضيوفنا.

Bu davranış, misafirlerimize hoşnutsuzluk getirdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler