عِنْدَمَا دَخَلْنَا الْمَنْزِلَ، اسْتَقْبَلَتْنَا أَوَّلًا صَالَةٌ وَاسِعَةٌ وَمُشْرِقَةٌ.
Eve girince ilk olarak geniş ve aydınlık bir hol ile karşılaştık.
عِنْدَمَا دَخَلْنَا الْمَنْزِلَ، اسْتَقْبَلَتْنَا أَوَّلًا صَالَةٌ وَاسِعَةٌ وَمُشْرِقَةٌ.
Eve girince ilk olarak geniş ve aydınlık bir hol ile karşılaştık.
كَانَ بَهْوُ الْفُنْدُقِ مَفْرُوشًا بِأَرَائِكَ مُرِيحَةٍ لِيَسْتَرِيحَ الضُّيُوفُ.
Oteldeki hol, misafirlerin dinlenmesi için rahat koltuklarla döşenmişti.
تُوجَدُ فِي رَدْهَةِ الشَّقَّةِ بَوَّابَةٌ تُؤَدِّي إِلَى سُلَّمِ الطَّوَارِئِ.
Apartmanın holünde yangın merdivenine giden bir kapı bulunuyor.
قَاعَة