اخْتَلَسَ مُدِيرُ الشَّرِكَةِ أَمْوَالَ الشَّرِكَةِ وَهَرَبَ إِلَى الْخَارِجِ.
Şirket yöneticisi, şirketin parasını hortumlayarak yurt dışına kaçtı.
اخْتَلَسَ مُدِيرُ الشَّرِكَةِ أَمْوَالَ الشَّرِكَةِ وَهَرَبَ إِلَى الْخَارِجِ.
Şirket yöneticisi, şirketin parasını hortumlayarak yurt dışına kaçtı.
يُتَّهَمُ رَئِيسُ الْبَلَدِيَّةِ بِنَهْبِ مَوَارِدِ الْبَلَدِيَّةِ.
Belediye başkanı, belediyenin kaynaklarını hortumlamakla suçlanıyor.