كَانَتِ المِيَاهُ المُتَدَفِّقَةُ تَتَدَفَّقُ بِسُرْعَةٍ كَبِيرَةٍ مِنَ الجِبَالِ، وَكَانَ المَنْظَرُ رَائِعًا.
Huruşan sular, dağlardan aşağıya doğru büyük bir hızla akıyordu, manzara muhteşemdi.
كَانَتِ المِيَاهُ المُتَدَفِّقَةُ تَتَدَفَّقُ بِسُرْعَةٍ كَبِيرَةٍ مِنَ الجِبَالِ، وَكَانَ المَنْظَرُ رَائِعًا.
Huruşan sular, dağlardan aşağıya doğru büyük bir hızla akıyordu, manzara muhteşemdi.
كَانَ الْبَحْرُ فِي حَالَةٍ هَائِجَةٍ بَعْدَ الْعَاصِفَةِ، وَكَانَتِ الْأَمْوَاجُ تَضْرِبُ الشَّاطِئَ.
Deniz, fırtınadan sonra huruşan bir haldeydi, dalgalar kıyıya vuruyordu.