içinde kaybolmak

اخْتَفَى فِي الْحَشْدِ، لَمْ أَتَمَكَّنْ مِنْ رُؤْيَتِهِ مَرَّةً أُخْرَى.

Kalabalığın içinde kayboldu, onu bir daha göremedim.

مِنَ السَّهْلِ أَنْ تَضِيعَ فِي فَوْضَى الْمُدُنِ الْكَبِيرَةِ.

Büyük şehirlerin karmaşasında kaybolmak çok kolay.

انْدَمَجَ الطَّالِبُ الْجَدِيدُ فِي الْفَصْلِ، لَمْ يُلَاحِظْهُ أَحَدٌ.

Yeni öğrenci sınıfta kayboldu, kimse onu fark etmedi.

İlişkili Kelimeler