içinde

الْأَطْفَالُ يَلْعَبُونَ فِي الْحَدِيقَةِ.

Çocuklar bahçenin içinde oynuyor.

أَتَسَاءَلُ مَا هُوَ الْمَوْجُودُ دَاخِلَ هَذَا الصُّنْدُوقِ، يَبْدُو ثَقِيلًا لِلْغَايَةِ.

Bu kutunun içinde ne olduğunu merak ediyorum, çok ağır görünüyor.

سَأَنْتَهِي مِنَ الْعَمَلِ خِلَالَ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ.

İşi üç gün içinde bitireceğim.

İlişkili Kelimeler