içkici

كَانَ شَارِبًا لِسَنَوَاتٍ عَدِيدَةٍ وَتَدَهْوَرَتْ صِحَّتُهُ.

O, uzun yıllardır içkiciydi ve sağlığı bozulmuştu.

مُدْمِنُ خَمْرٍ — مدمنو خمر

عَادَةً مَا يُثِيرُ مُدْمِنُو الْخَمْرِ فِي الْحَيِّ ضَوْضَاءَ حَتَّى وَقْتٍ مُتَأَخِّرٍ مِنَ اللَّيْلِ.

Mahalledeki içkiciler genellikle gece geç saatlere kadar gürültü yaparlar.

كَانَ وَالِدُهُ خَمَّارًا قَدِيمًا، وَلِهَذَا السَّبَبِ عَانَتْ عَائِلَتُهُ كَثِيرًا.

Babası eski bir içkiciydi ve bu yüzden ailesi çok sıkıntı çekmişti.

İlişkili Kelimeler