أَوْقَفَتِ الشُّرْطَةُ السَّائِقَ السَّكْرَانَ وَصَادَرَتْ رُخْصَتَهُ.
Polis, içkili sürücüyü durdurdu ve ehliyetine el koydu.
أَوْقَفَتِ الشُّرْطَةُ السَّائِقَ السَّكْرَانَ وَصَادَرَتْ رُخْصَتَهُ.
Polis, içkili sürücüyü durdurdu ve ehliyetine el koydu.
كَانَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَشْخَاصِ مَخْمُورِينَ فِي الْحَفْلَةِ وَيَتَصَرَّفُونَ بِشَكْلٍ غَيْرِ لَائِقٍ.
Partide birçok kişi içkiliydi ve kontrolsüz davranıyordu.