تَنْدَلِعُ عَاصِفَةٌ فِي دَاخِلِ القَلْبِ، وَأُحَاوِلُ أَلَّا أَعْكِسَهَا إِلَى الخَارِجِ.
Kalbin içre bir fırtına kopuyor, dışarıya yansıtmamaya çalışıyorum.
تَنْدَلِعُ عَاصِفَةٌ فِي دَاخِلِ القَلْبِ، وَأُحَاوِلُ أَلَّا أَعْكِسَهَا إِلَى الخَارِجِ.
Kalbin içre bir fırtına kopuyor, dışarıya yansıtmamaya çalışıyorum.
تَخْتَبِئُ العَدِيدُ مِنَ الأَسْرَارِ فِي بَاطِنِ الأَرْضِ، وَتَظْهَرُ مَعَ مُرُورِ الوَقْتِ.
Toprağın içre nice sırlar saklıdır, zamanla ortaya çıkarlar.