تَمَّ إِجْرَاءُ بَحْثٍ مُفَصَّلٍ لِمَعْرِفَةِ حَقِيقَةِ الْأَمْرِ فِي الْقَضِيَّةِ.
Olayın içyüzünü öğrenmek için detaylı bir araştırma yapıldı.
تَمَّ إِجْرَاءُ بَحْثٍ مُفَصَّلٍ لِمَعْرِفَةِ حَقِيقَةِ الْأَمْرِ فِي الْقَضِيَّةِ.
Olayın içyüzünü öğrenmek için detaylı bir araştırma yapıldı.
لَا أَحَدَ يَعْرِفُ الْوَجْهَ الْخَفِيَّ لِهَذِهِ الْمَسْأَلَةِ.
Bu meselenin içyüzünü kimse bilmiyor.
قَدْ يَكُونُ بَاطِنُ الْأَمْرِ فِي مَا قِيلَ مُخْتَلِفًا تَمَامًا.
Konuşulanların içyüzü çok farklı olabilir.