işaretli

الأَمَاكِنُ المُعَلَّمَةُ عَلَى الخَرِيطَةِ تُظْهِرُ الأَمَاكِنَ السِّيَاحِيَّةَ الَّتِي نُخَطِّطُ لِزِيَارَتِهَا.

Haritada işaretli yerler, ziyaret etmeyi planladığımız turistik yerleri gösteriyor.

الأَجْزَاءُ المُهِمَّةُ فِي الكِتَابِ مُؤَشَّرَةٌ بِقَلَمٍ فُسْفُورِيٍّ.

Kitaptaki önemli bölümler, fosforlu kalemle işaretli.

هٰذَا الصُّنْدُوقُ مَوْسُومٌ بِعَلَامَةٍ حَمْرَاءَ.

Bu kutu kırmızı bir işaretle işaretli.

İlişkili Kelimeler