işe yaramak

هَذِهِ الْأَدَاةُ الْقَدِيمَةُ لَا تَزَالُ مُفِيدَةً، لَا دَاعِيَ لِرَمْيِهَا.

Bu eski alet hala işe yarıyor, atmaya gerek yok.

هَذَا الدَّوَاءُ جَيِّدٌ لِلصُّدَاعِ، إِنَّهُ فَعَّالٌ حَقًّا.

Bu ilaç baş ağrısına iyi geliyor, gerçekten işe yarıyor.

İlişkili Kelimeler