işlemeli

كَانَتِ الْعَرُوسُ تَرْتَدِي طَرْحَةً مُطَرَّزَةً.

Gelin, işlemeli bir duvak takıyordu.

كَانَتِ الْغُرْفَةُ مَفْرُوشَةً بِأَثَاثٍ مُزَخْرَفٍ.

Oda, işlemeli mobilyalarla döşenmişti.