işlemek

قَامَ الْمَصْنَعُ بِمُعَالَجَةِ الْمَوَادِّ الْخَامِ وَجَعْلِهَا جَاهِزَةً لِلِاسْتِخْدَامِ.

Fabrika, ham maddeyi işleyerek kullanıma hazır hale getirdi.

تَنَاوَلَ الْمُعَلِّمُ الْمَوْضُوعَ بِالتَّفْصِيلِ فِي الدَّرْسِ.

Öğretmen, derste konuyu detaylı bir şekilde işledi.

طَرَّزَتْ وَالِدَتِي مَفْرَشَ الْمَائِدَةِ بِخُيُوطٍ مُلَوَّنَةٍ.

Annem, masa örtüsünü rengarenk ipliklerle işledi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler