ibre

إِبْرَة — إِبَر

كَانَتْ إِبْرَةُ السَّاعَةِ تَتَحَرَّكُ بِبُطْءٍ.

Saat ibresi yavaşça ilerliyordu.

كَانَ مُؤَشِّرُ سُرْعَةِ السَّيَّارَةِ مُرْتَفِعًا جِدًّا.

Arabanın hız ibresi çok yükseklerdeydi.

وَرَقَةٌ إِبَرِيَّةٌ — أوراق إبرية

تَسَاقَطَتْ أَوْرَاقُ شَجَرَةِ الصَّنَوْبَرِ الْإِبَرِيَّةُ عَلَى الْأَرْضِ.

Çam ağacının ibreleri yere düşmüştü.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler