هُنَاكَ حَاجَةٌ إِلَى مُدِيرٍ مُتَمَرِّسٍ لِإِدَارَةِ الشَّرِكَةِ بِنَجَاحٍ.
Şirketi başarılı bir şekilde idare etmek için tecrübeli bir yöneticiye ihtiyaç var.
هُنَاكَ حَاجَةٌ إِلَى مُدِيرٍ مُتَمَرِّسٍ لِإِدَارَةِ الشَّرِكَةِ بِنَجَاحٍ.
Şirketi başarılı bir şekilde idare etmek için tecrübeli bir yöneticiye ihtiyaç var.
إِنَّهُمْ يَعِيشُونَ عَلَى الْكَفَافِ لَكِنَّهُمْ مَا زَالُوا يَتَمَكَّنُونَ مِنْ تَدْبِيرِ شُؤُونِ حَيَاتِهِمْ.
Kıt kanaat geçiniyorlar ama yine de hayatlarını idare etmeyi başarıyorlar.
فِي بَعْضِ الْأَحْيَانِ يَجِبُ أَنْ نَتَسَامَحَ مَعَ أَخْطَائِهِمْ، لِأَنَّنَا جَمِيعًا بَشَرٌ.
Bazen hatalarını idare etmek zorundayız, çünkü hepimiz insanız.
سَيَّرَ، تَدَبَّرَ، دَارَهُ، دَبَّرَ الأَمْر، سَاسَ