بَدَأَتِ الشُّرْطَةُ تَحْقيقًا بِشَأْنِ ادِّعاءِ السَّرِقَةِ.
Polis, hırsızlık iddiasıyla ilgili soruşturma başlattı.
بَدَأَتِ الشُّرْطَةُ تَحْقيقًا بِشَأْنِ ادِّعاءِ السَّرِقَةِ.
Polis, hırsızlık iddiasıyla ilgili soruşturma başlattı.
قَدَّمَ مُحامِي المُتَّهَمِ زَعْمًا بِأَنَّ مُوَكِّلَهُ بَريءٌ.
Sanığın avukatı, müvekkilinin suçsuz olduğu yönünde bir iddiada bulundu.
رَفَضَ الْقَاضِي الدَّعْوَى لِعَدَمِ وُجُودِ دَلِيلٍ.
Hâkim delil bulunmadığı için iddiayı (davayı) reddetti.
رِهَان