أَعْلَنَتِ الشَّرِكَةُ إِفْلَاسَهَا لِأَنَّهَا لَمْ تَسْتَطِعْ سَدَادَ دُيُونِهَا.
Şirket, borçlarını ödeyemediği için iflas etti.
أَعْلَنَتِ الشَّرِكَةُ إِفْلَاسَهَا لِأَنَّهَا لَمْ تَسْتَطِعْ سَدَادَ دُيُونِهَا.
Şirket, borçlarını ödeyemediği için iflas etti.
كَانَ هَذَا الْمَشْرُوعُ خَيْبَةَ أَمَلٍ كَامِلَةً لِأَنَّهُ لَمْ يُحَقِّقِ النَّجَاحَ الْمُتَوَقَّعَ.
Bu proje, beklenen başarıyı göstermediği için tam bir iflas oldu.