جَرَحَتْهُ خِيَانَةُ صَدِيقِهِ جَرْحاً عَمِيقاً.
Arkadaşının ihaneti onu derinden yaraladı.
جَرَحَتْهُ خِيَانَةُ صَدِيقِهِ جَرْحاً عَمِيقاً.
Arkadaşının ihaneti onu derinden yaraladı.
هَذَا مِثَالٌ عَلَى الْغَدْرِ الْكَبِيرِ.
Bu yapılan büyük bir ihanet örneğidir.
طَعْنَة، خِذْلَان، تَخْوِين، غِيلَة، اِخْتِيَان، خَنَاء