ihtar

وَجَّهَ الْحَكَمُ تَنْبِيهًا لِلَاعِبٍ بِسَبَبِ سُلُوكِهِ غَيْرِ الرِّيَاضِيِّ.

Hakem, oyuncuya sportmenliğe aykırı davranışından dolayı ihtar verdi.

أَرْسَلَتِ الشَّرِكَةُ تَحْذِيراً لِمُوَظَّفِيهَا بِشَأْنِ الغِيَابِ.

Şirket, çalışanlarına devamsızlık konusunda ihtar gönderdi.

تَلَقَّى المُسْتَأْجِرُ إِنْذَارًا مِنَ المَالِكِ لِعَدَمِ دَفْعِ الإِيجَارِ.

Kiracı, kira ödemediği için ev sahibi tarafından ihtar aldı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler