كَانُوا يَعِيشُونَ فِي قَصْرٍ عَظِيمٍ.
İhtişamlı bir sarayda yaşıyorlardı.
كَانُوا يَعِيشُونَ فِي قَصْرٍ عَظِيمٍ.
İhtişamlı bir sarayda yaşıyorlardı.
يَلْفِتُ الْفُنْدُقُ الِانْتِبَاهَ بِدِيكُورِهِ الْفَخْمِ.
Otel, ihtişamlı dekorasyonuyla dikkat çekiyor.
اسْتُقْبِلُوا بِحَفْلٍ بَاهِرٍ.
İhtişamlı bir törenle karşılandılar.