شَكّ — شُكُوك
كَانَ لَدَيَّ شَكٌّ فِي دَاخِلِي قَبْلَ اتِّخَاذِ الْقَرَارِ.
Karar vermeden önce içimde bir ikircik vardı.
كَانَ لَدَيَّ شَكٌّ فِي دَاخِلِي قَبْلَ اتِّخَاذِ الْقَرَارِ.
Karar vermeden önce içimde bir ikircik vardı.
أَعِيشُ تَرَدُّدًا فِي تَصْدِيقِ كَلِمَاتِهِ.
Onun sözlerine inanmakta ikircik yaşıyorum.
أَنَا فِي حَيْرَةٍ كَبِيرَةٍ بِشَأْنِ هَذَا الْأَمْرِ.
Bu konuda büyük bir ikircik içindeyim.