iktidarlı

الْأَشْخَاصُ النَّافِذُونَ فِي هَذَا الْبَلَدِ يُفَكِّرُونَ دَائِمًا فِي مَصَالِحِهِمُ الْخَاصَّةِ.

Bu ülkede iktidarlı kişiler her zaman kendi çıkarlarını düşünürler.

بَذَلَ الْمُدِيرُ الْمُقْتَدِرُ لِلشَّرِكَةِ قُصَارَى جُهْدِهِ لِحِمَايَةِ حُقُوقِ الْمُوَظَّفِينَ.

Şirketin iktidarlı yöneticisi, çalışanların haklarını korumak için elinden geleni yaptı.

يُعْتَبَرُ مِنْ أَكْثَرِ السِّيَاسِيِّينَ ذَوِي النُّفُوذِ فِي الْبِلَادِ.

O, ülkenin en iktidarlı politikacılarından biri olarak kabul ediliyor.

İlişkili Kelimeler