يَعْمَلُ سَاعِي الْبَرِيدِ بِجِدٍّ لِنَقْلِ الرَّسَائِلِ إِلَى الْعَنَاوِينِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.
Postacı, mektupları adreslere zamanında iletmek için çok çalışıyor.
يَعْمَلُ سَاعِي الْبَرِيدِ بِجِدٍّ لِنَقْلِ الرَّسَائِلِ إِلَى الْعَنَاوِينِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.
Postacı, mektupları adreslere zamanında iletmek için çok çalışıyor.
كَلَّفَ الْمُدِيرُ سِكْرْتِيرَهُ بِإِرْسَالِ مُلَاحَظَاتِ الِاجْتِمَاعِ إِلَى جَمِيعِ الْمُوَظَّفِينَ.
Müdür, toplantı notlarını tüm çalışanlara iletmek için sekreterini görevlendirdi.
اضْطُرَّ الْمُحَامِي إِلَى تَبْلِيغِ مُوَكِّلِهِ بِقَرَارِ الْمَحْكَمَةِ عَلَى الْفَوْرِ.
Avukat, müvekkiline mahkeme kararını derhal iletmek zorunda kaldı.