imdat

إِنَّ مَدَّ يَدِ المُساعَدَةِ لِلْمُتَضَرِّرينَ مِنَ الفَيَضاناتِ هُوَ واجِبٌ إِنْسانِيٌّ عَلَيْنا جَميعًا.

Sel felaketinde zarar görenlere imdat eli uzatmak, hepimizin insanlık görevidir.

تُحَاوِلُ فِرَقُ الْإِغَاثَةِ الْمُرْسَلَةُ إِلَى مِنْطَقَةِ الزِّلْزَالِ إِنْقَاذَ الْأَشْخَاصِ الْمُحَاصَرِينَ تَحْتَ الْأَنْقَاضِ.

Deprem bölgesine gönderilen imdat ekipleri, enkaz altında kalan insanları kurtarmaya çalışıyor.

تَمَّ تَدْرِيبُ الشُّرْطَةِ عَلَى الِاسْتِجَابَةِ بِسُرْعَةٍ لِنِدَاءَاتِ النَّجْدَةِ فِي حَالَاتِ الطَّوَارِئِ.

Polis, acil durumlarda imdat çağrılarına hızla cevap vermek için eğitilmiştir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler