in

دَخَلَ الرَّاعِي مَعَ غَنَمِهِ إِلَى كَهْفٍ فِي الْجَبَلِ لِأَنَّ الْمَطَرَ كَانَ شَدِيدًا.

Yağmur çok şiddetli olduğu için çoban koyunlarıyla birlikte dağdaki ine girdi.

وَجَدَ الرَّاعِي خَرُوفَهُ الضَّائِعَ دَاخِلَ مَغَارَةٍ صَغِيرَةٍ قُرْبَ الْجَبَلِ بَعْدَ الْمَطَرِ.

Çoban kaybolan koyununu yağmurdan sonra dağın yakınındaki küçük bir inin içinde buldu.

الْأَسَدُ يَحْمِي عَرِينَهُ بِشَرَاسَةٍ مِنْ أَيِّ دَخِيلٍ.

Aslan, inini herhangi bir yabancıdan şiddetle korur.