inandırıcı

كَانَتِ الْأَدِلَّةُ الَّتِي قَدَّمَتْهَا الشُّرْطَةُ مُقْنِعَةً لِلْغَايَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّ الْمُجْرِمَ اضْطُرَّ إِلَى الِاعْتِرَافِ بِجَرِيمَتِهِ.

Polisin sunduğu kanıtlar o kadar inandırıcıydı ki, suçlu suçunu itiraf etmek zorunda kaldı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler