بِسَبَبِ عِنَادِهِ، كَانَ مِنَ الصَّعْبِ لِلْغَايَةِ إِكْمَالُ هَذَا الْمَشْرُوعِ.
Onun inadı yüzünden, bu projeyi tamamlamak çok zor oldu.
بِسَبَبِ عِنَادِهِ، كَانَ مِنَ الصَّعْبِ لِلْغَايَةِ إِكْمَالُ هَذَا الْمَشْرُوعِ.
Onun inadı yüzünden, bu projeyi tamamlamak çok zor oldu.
سَاعَدَهُ إِصْرَارُهُ عَلَى تَحْقِيقِ أَهْدَافِهِ.
Onun inadı, hedeflerine ulaşmasında ona yardımcı oldu.
أَثَّرَ تَعَنُّتُهُ سَلْبًا عَلَى عَلَاقَاتِهِ.
Onun inadı, ilişkilerini olumsuz etkiledi.
عَنَت، نِكَايَة، شَكِيمَة، لَجَاجَة