inceden

طَلَبَتِ الْأُمُّ مِنِ ابْنِهَا بِرِقَّةٍ أَنْ يُرَتِّبَ غُرْفَتَهُ.

Anne oğlundan odasını toplamasını nazikçe istedi.

كَانَتِ الرِّيَاحُ تَهُبُّ بِلُطْفٍ، وَأَوْرَاقُ الْأَشْجَارِ تُصْدِرُ حَفِيفًا.

Rüzgar inceden esiyordu, ağaçların yaprakları hışırdıyordu.