inceleme

طَلَبَتِ الْجَامِعَةُ إِجْرَاءَ تَحْقِيقٍ فَوْرِيٍّ فِي ادِّعَاءَاتِ التَّلَاعُبِ بِالنَّتَائِجِ.

Üniversite, sonuçlarda manipülasyon iddiaları üzerine derhal bir inceleme başlatılmasını talep etti.

فَحْص — فُحُوص

أَجْرَتِ الشُّرْطَةُ فَحْصًا تَفْصِيلِيًّا فِي مَكَانِ الْحَادِثِ.

Polis, olay yerinde detaylı bir inceleme yaptı.

قَامَ الْمُفَتِّشُونَ بِتَدْقِيقِ السِّجِلَّاتِ الْمَالِيَّةِ لِلشَّرِكَةِ.

Müfettişler, şirketin mali kayıtlarını incelemeye aldı.

Ayrıca: دِرَاسَة

İlişkili Kelimeler