infial

تَحَوَّلَ رَدُّ فِعْلِ الْجُمْهُورِ إِلَى غَضَبٍ كَبِيرٍ بِسَبَبِ مَزَاعِمِ الْفَسَادِ.

Halkın tepkisi, yolsuzluk iddiaları nedeniyle büyük bir infiale dönüştü.

تَسَبَّبَ الْقَرَارُ فِي اسْتِيَاءٍ كَبِيرٍ فِي الْمُجْتَمَعِ.

Karar, toplumda büyük bir infiale neden oldu.

أَثَارَ الْخَبَرُ انْفِعَالًا كَبِيرًا لَدَى الْجَمِيعِ.

Haber, herkeste büyük bir infial yarattı.